29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’de düzenlenen resmi törenin ardından, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin tören alanından ayrılırken merdivenlerde kol kola yürümeleri siyasette geniş yankı uyandırdı. Kamuoyuna yansıyan görüntülerin ardından parti içinden gelen tepkiler ve İYİ Parti kurmaylarının değerlendirmeleri dikkat çekti.
İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı ve Samsun Milletvekili Erhan Usta, sosyal medya hesabından söz konusu görüntüleri paylaşarak Genel Başkanı'na tepki gösterdi. Usta, paylaşımında söz konusu tabloyu kabul etmediğini ifade etti.
Gelişmelerin ardından Nefes yazarı Aytunç Erkin'in sorularını yanıtlayan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, konuya ilişkin kapsamlı değerlendirmeyi yapacağını belirterek, mevcut siyasal iklimin kutuplaşma boyutuna dikkat çekti. Dervişoğlu, ortada izaha muhtaç bir durum bulunmadığını dile getirerek, sistemden kaynaklanan kutuplaşma nedeniyle siyasette insani ilişkilerin dahi tartışma konusu haline getirildiğini kaydetti. Yaşananlara anlayışla yaklaştığını aktaran İYİ Parti lideri, üstlendiği siyasi sorumluluk nedeniyle karakterinden taviz veremeyeceğini vurguladı.
Dervişoğlu, milletvekili Erhan Usta’nın açıklamalarına ilişkin yöneltilen soruyu ise değerlendirmesini ertesi güne bıraktığını belirterek yanıtladı.
Söz konusu görüntülere ilişkin bir değerlendirme de İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’dan geldi. Parti olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile siyasi muhalefet içinde olduklarını ve bu muhalefetin gerekçelerinin geçerliliğini koruduğunu ifade eden Türkkan, şahsi bir husumetlerinin bulunmadığını belirtti. Türkkan, Bahçeli’nin şahsen hasmı olmadıklarını, yaşça büyük bir siyasetçi olarak kendisine saygı ve hürmette eksiklik göstermeme gayretinde olduklarını kaydetti.
İşte Dervişoğlu'nun konuyla ilgili basın açıklamasının tamamı:
Günün anlam ve önemine uygun kelamlar edildi. Siyasi gelişmelerle ilgili kanaatlerimiz herkesin malumu. Ayaküstü konuşulacak konular değil aslına bakarsanız. Bizim orada yaptığımız şey her Cumhuriyet Bayramı'nda olduğu gibi siyasi partilerin genel başkanlarıyla medeni ölçüler içerisinde sürdürülen bir ilişkiden ibarettir.
Öncelikle şunu bilmenizi istiyorum, bu konu gerek sosyal medyada gerek kamuoyunda tartışılan bir konu. Bilinsin ki ben siyasi mücadelemi, ülkülerim ve inançlarım üzerine yaparım ama beşeri münasebetlerimi almış olduğum aile terbiyesi üzerinden yürütürüm.
Siyasette bir kutuplaşma söz konusudur. Dolayısıyla siyasi partilerin, siyasetin söz söyleme makamında olanların ifadeleri bu kutuplaşma çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu kutuplaşmanın sonucunda bir siyasi husumet, siyaseten hamasete dönüşmüş dille ifade edilmeye çalışılıyor. Yaşadığımız aslında bakarsanız doğrudan doğruya budur.
Ben uzunca bir zamandan beri siyaset yapıyorum. Bu zamana kadar şahsımdan kaynaklı saygı krizi kimseyle yaşamadım. Bunun bir tek örneğini kimse gösteremez. Kiminle bir kavgam varsa o kavga mutlaka memleket içindir. Memleket adına yaptığım kavgada da bir adım geri attığıma şahitlik eden yoktur.
Şimdi kamuoyunda bir görüntüyü tartışıyorsunuz. Bu sosyal medyada bir linç ortamına dönüştürüldü. Televizyonda daha makul yorumlara rastlıyorum. O yorumları da yapanları anlayışları itibarıyla kutluyorum. Meseleye doğru pencereden bakanlara elbette ki saygı gösterilmesi lazım.
Benim birinin koluna girmem değil mesele, Anıtkabir'den inerken bu zamana kadar çok kişinin koluna girdim. Koluna girdiğim kişi Devlet Bahçeli olduğu için bu tartışmalar yaşanıyor. Ona olan kinin ve nefretin cisme büründürülmesi için insani davranışımın sorgulamaya açık tutulmasını yadırgıyorum.
Böyle bir ortamın içinde bulunduğumuz için milletimiz adına üzülüyorum. Ben mücadelemden de vazgeçmem ama bir mücadele sürdürüyorken de karakterimden de asla ve kata taviz vermem. Beni tanıyanlar bu özelliğimle bilirler. Mücadelemizi de nasıl sürdürdük, kamuoyu da bunun şahididir.
Şimdi Sayın Devlet Bahçeli, 'Abdullah Öcalan, Meclis'e gelsin konuşsun' dediğinde verdiğim cevabı herkes biliyor. 'Cesetlerimizi çiğnemeden onu Meclis'e getiremezsiniz' diyen benim. Ve arkamda duran da TBMM'deki parti grubudur. Komisyona katılmayan da benim. Bir tek bizim partimiz.
İmralı'ya gidilsin denildiğinde de ki bunu diyen de Sayın Bahçeli'dir. 'Devletle teröristi eşitleyemezsiniz' diye görüşünü beyan eden kişiyim. Ayrıca 'Ona statü verilsin' denildiğinde de 'Kamu haklarından mahrum edilmiş birine devlet katında ona rol biçemezsiniz' diye feryat eden de benim. Bütün bu olup bitenlere tek başına biz karşı durduk.
'İhanet girişimini' bozmaya çalışan biziz, hala da mücadelemizi sürdürüyoruz.
Ülkenin birçok yerinde bayrak mitingi yaptık. 7 Kasım'da da aynı mitingi gerçekleştireceğiz. Türk milletinin beklentilerine hakkıyla cevap veren biziz.
Sayın Devlet Bahçeli'ye karşı eleştiri yapamayanlar, onun söylediklerine karşı medeni cesaret gösteremeyip cevap veremeyenler, şimdi Sayın Devlet Bahçeli'ye duyulan nefretten benim üzerimden yararlanmaya çalışıyorlar.
Dünkü sahne bugün de yaşansa davranışım asla değişmeyecek. Herkes bunu bilsin. Devlet Bahçeli'nin durduğu konumundan bana fatura kesmek isteyen varsa şayet ona da rastlıyorum. Siyasi partilerin trolleri var, Devlet Bahçeli orada. Söyleyecek lafı olan gitsin ona söylesin.
Benim insani, vicdani, ahlaki sorumluluklarım hiç kimsenin tartışmasına açık değildir. Bunun da böyle bilinmesini istiyorum. Gerçekleri görerek hareket etsinler.
İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı ve Samsun Milletvekili Erhan Usta'nın sosyal medya hesabından yaptığı "Kabul etmiyorum." paylaşımına ilişkin de konuşan Dervişoğlu, kendisini aradığını ancak ulaşamadığını söyledi.
Dervişoğlu, "Ben tweeti attıktan sonra kendisini aradım. Telefonu kapalıydı. Henüz bana da bir dönüş yok. Diler ve umarım ki burada anlattıklarımı dinler. Kendi söylediklerini kendi tevil edebilecek bir yol haritası tanzim eder." ifadelerini kullandı.