Türkiye'nin enerji alanında iki temel problemle karşı karşıya olduğunu belirten Bayraktar, "Bir tanesi arz güvenliği; yani bütün ülkeler enerji arz güvenliğini temin etmek için çok büyük bir çaba içerisinde ve özellikle bu bahsettiğimiz krizler dünyasında ülkelerin kendi kendine yetebiliyor olması, enerji arz güvenliklerini temin her geçen gün daha zor bir hale geliyor. Bir ikinci husus da tabii iklim değişikliğiyle alakalı. Bir taraftan da enerjimizi daha sürdürülebilir, temiz bir şekilde karşılamaya çalışıyoruz; emisyonlarımızı düşürmeye çalışıyoruz." dedi.
Türkiye'nin enerji talebinin hızla arttığına dikkati çeken Bayraktar, nüfus artışı, ekonomik büyüme ve şehirleşmenin bu talebi tetiklediğini anlattı.
Nüfusun 2040 yılında 91,5 milyona ulaşmasının öngörüldüğünü hatırlatan Bayraktar, "İnşallah daha yükseğe gider çünkü nüfusta ciddi bir aslında artış hızımızda azalma var. Ekonomimiz büyüyor; yine Strateji Bütçe Başkanlığımızın ortaya koyduğu çalışmalara göre Türkiye ekonomisi 2040'a kadar ortalama yüzde 4,4 büyüyor. Bugünkü gayri safi yurt içi hasıla yaklaşık 1,9 katına çıkacak. Dolayısıyla bu ekonominin istediği enerjiyi bizim tedarik edebilmemiz lazım." diye konuştu.
Geleneksel faktörlerin yanı sıra yeni teknolojilerin ve alışkanlıkların da enerji talebini artırdığına işaret eden Bayraktar, şunları kaydetti:
"Ama talep tarafında bir de ankonvansiyonel, yani geleneksel olmayan büyüme talep faktörleri var. İşte biraz önce ifade ettiğim bu yapay zeka çağı, veri merkezleri, bunların ihtiyaç duyacağı enerji. Bunun yanı sıra elektrikli ulaştırmanın getireceği Türkiye'nin elektrik ve enerji ihtiyacı. Soğutma kaynaklı, ki son yıllarda bunun etkilerini görmeye başladık; geçen yıl soğutma kaynaklı elektrik talebi yüzde 19 büyüdü Türkiye'de. Artık hemen her ilimizde klimalar kullanılıyor; evin içerisinde birkaç tane odada klima kullanmaya başladık. Dolayısıyla bunların getirdiği talep faktörleri var. Başka bir şey, su arıtmayla alakalı; deniz suyu arıtmayla alakalı ihtiyaç duyacağımız elektrik talebini öngörüyoruz 2040 programı içerisinde. Çünkü bu alanda da, yani su kıtlığına doğru özellikle küresel ısınmanın getirdiği bir etkiyle gittiğimiz bir dünyaya doğru gidiyoruz."
Türkiye'nin enerji ithalatı faturasının yüksekliğine ve bunun cari açık üzerindeki etkisine değinen Bayraktar, 2022'de bu faturanın 96,5 milyar dolar olduğunu, son beş yılın ortalamasının ise 65-70 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirtti.
Cari açık problemini çözmek için sanayide katma değerli üretime geçilmesi ve enerji ithalatının düşürülmesi gerektiğini anlatan Bayraktar, şu ifadeleri kullandı:
"Onun için biz bir taraftan arz güvenliğimizi temin ederken Türkiye'nin dışa bağımlılığını düşürmeye ve esas itibarıyla bu programda da göreceğiniz Türkiye'yi enerjide bağımsız kılacak politikaları ve adımları atacağız.
Bununla beraber şunu ifade etmem lazım: Şöyle geçmiş dört yıla baktık, 2022-25 arasında yaklaşık 33 milyar dolarlık bir cari açığı var Türkiye'nin ve bu süre içerisinde de yüzde 67-68'lik enerjide dışa bağımlılığı var. Bizim hesabımız o yüzde 68'i şöyle yüzde 48'lere, 50'lerin altına düşürdüğümüz anda bu cari açık sıfırlanabiliyor.
Elbette başka faktörler var; işte daha yüksek katma değerli ihracat vesaire ama bizim şu anda 2030'larda, 2030 yılına geldiğimizde Türkiye'de bu anlamda bu yüzde 50'nin altına geriletmeyi hedeflediğimiz bir dışa bağımlılık var."
Türkiye'nin son 24 yılda enerji ve maden ithalatına 1,1 trilyon dolar harcadığını açıklayan Bayraktar, bunun büyüyen ekonominin bir gereği olduğunu dile getirdi.
2040 hedefleri konusunda iddialı olduklarını vurgulayan Bayraktar, "İnşallah 2040, yani bu sunumun sonunda göreceksiniz, 2040 bizim Türkiye Yüzyılı'nda enerjide bağımsız bir Türkiye hedefiyle yola çıkıyoruz." dedi.
Enerji bağımsızlığına giden yolda beş temel ayak üzerinde durduklarını anlatan Bayraktar, birinci önceliğin enerji verimliliği olduğunu söyledi.
Enerji verimliliğinin en temiz ve en ucuz enerji olduğunu belirten Bayraktar, "Dolayısıyla enerji verimliliği bizim birinci önceliğimiz. Burada tabii 86 milyon insana da, işte sanayicimize de, hepimize de önemli bir görev düşüyor. 2017-23'te bizim önemli bir Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı açıklamıştık. 2024-30 için yeni bir program açıkladık, ikinci program. Burada kamu-özel 20 milyar dolarlık bir yatırım hedefi ortaya koyduk ve şimdi 2030'da daha iddialı, 2040'a giderken bir enerji verimliliği programı açıklayacağız." diye konuştu.
İkinci önemli adımın nükleer enerji olduğunu ifade eden Bayraktar, dünyanın iklim değişikliğiyle mücadelede samimi ise nükleere yönelmesi gerektiğini bildirdi.
Türkiye'nin bu alanda önemli adımlar attığını hatırlatan Bayraktar, "Zaten COP28'de Dubai'de dünyanın gelişmiş birçok ülkesi şunu ortaya koydu, şu taahhütte bulundu: 2050 yılına kadar toplam nükleer güç kapasitesini üç katına çıkarma hedefini ortaya koydu. Türkiye bu ittifaka katıldı. Dolayısıyla böyle bir dönemde, işte veri merkezlerinin geldiği, kesintisiz ve kaliteli, temiz enerjiye ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde nükleeri olmazsa olmaz bir unsur olarak görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Ülkemizin geleceğini aydınlatmak ve enerjide tam bağımsızlık vizyonumuzu güçlendirmek maksadıyla hazırladığımız "Millî Enerji 2040” programımızı kamuoyuyla paylaştık. Daha önce ortaya koyduğumuz Millî Enerji ve Maden Politikamıza yeni bir boyut kazandırıyoruz. Türkiye Yüzyılı’nın enerjisini tamamen kendi öz kaynaklarımızla karşılama kararlılığıyla 2040 yılına kadar enerji altyapımıza toplam 500 milyar dolarlık yatırımı hayata geçirmeyi ve bu kapsamda doğrudan 108 bin vatandaşımıza istihdam sağlamayı hedefliyoruz. Bu vizyon doğrultusunda petrol ve doğal gaz tüketimimizin tamamını yerli imkânlarımızla karşılayacak, rüzgâr ve güneş kurulu gücümüzü 4 katına çıkararak 175 gigavata ulaştıracağız. Elektrik kurulu gücümüzde yenilenebilir enerjinin payını yüzde 77’ye taşıyacak; nükleer enerjide 10 gigavatlık dev bir kapasite inşa edeceğiz. Ülkemizi 20 milyon elektrikli aracın yer alacağı yeni bir mobilite çağına hazırlayacağız. Ayrıca enerji verimliliğini merkeze alarak 240 milyar dolarlık tasarrufu ülkemize kazandıracağız. Kurumlarımızın ve enerji sektörümüzün öncülüğünde gerçekleşecek büyük yatırımlarla millî üretim oranımızı yüzde 92’ye yükselterek büyük ve güçlü Türkiye hedefini gerçeğe dönüştüreceğiz. Bugün kamuoyuyla paylaştığımız Millî Enerji 2040 programımızın ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor; bu tarihî vizyonun yatırımla, üretimle ve istihdamla taçlanan güçlü yarınlara vesile olmasını temenni ediyorum.
Yenilenebilir enerjinin hem çevreci olması hem de dışa bağımlılığı azaltması sebebiyle büyük önem taşıdığını kaydeden Bayraktar, "Yenilenebilir enerji adeta her derde deva bir ilaç. Çünkü temiz enerji, çünkü dışa bağımlılığı düşürmemize katkı sağlıyor ve arz güvenliğimize de bir taraftan önemli katkılarda sağlıyor. Dolayısıyla rekabetçi, marjinal maliyetleri oldukça düşük." dedi
Yenilenebilir enerjide yerli ekipman üretiminin de desteklenmesi gerektiğini anlatan Bayraktar, panellerin ve rüzgar türbinlerinin Türkiye'de üretilmesine büyük önem verdiklerini aktardı.
Fosil yakıtların, özellikle de doğal gazın geçiş sürecinde hayatımızda olmaya devam edeceğini vurgulayan Bayraktar, sözlerini şöyle tamamladı:
"Ekonomilerde, yani burada COP öncesinde yine fosil yakıtlarla alakalı elbette bir şeyler söylememiz lazım. Çünkü biz inanıyoruz ki, görüyoruz ki petrol ve doğal gaz ve özellikle doğal gazı bir geçiş yakıtı olarak düşünürseniz hayatımızda olmaya devam edecek. Yani petrol ve doğal gazı da mutlaka bizim dikkate almamız lazım. Dolayısıyla bu anlamda bizim için de en önemli iki ithalat kaleminden bir tanesi doğal gazın Türkiye için, Türkiye ekonomisinin çok önemli bir yeri var. Onun için petrol ve doğal gaz aramacılığında daha aktif, daha çok üreten bir Türkiye'yi hedefliyoruz."