Bilecik’teki Gedikkaya Tepesi ve İn Mağarası Arkeolojik Kazı Alanı’nda devam eden arkeolojik kazı çalışmalarında 25 kaplumbağa heykelciği gün yüzüne çıkarıldı. Bilim insanları heykelciklerin milattan önce 14 bin 500 ila milattan önce 11 bin 200 yıllarında yapıldığını değerlendirdi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Sarı başkanlığında yürütülen kazılar, 18 Mayıs-18 Temmuz tarihlerinde 14 kişilik ekiple gerçekleştirildi.
Kazılarda kireç taşından yapılmış, bazıları kil malzemeyle kaplanmış, en büyüğü yaklaşık 30 santimetre uzunluğunda ve 20 santimetre genişliğinde olan yaklaşık 25 kaplumbağa figürü ortaya çıkarıldı.
Karbon-14 testleriyle Epipaleolitik Dönem’e (yaklaşık MÖ 20 bin ile MÖ 10 bin yılları arasında yer alan dönem) denk gelen, MÖ 14 bin 500 ila MÖ 11 bin 200 yıllarında oluşturulduğu belirlenen söz konusu heykelciklerin, ritüel amaçlı yapılıp mağaraya yerleştirildiği düşünülüyor.
Kazı Başkanı Prof. Dr. Deniz Sarı, mağaradaki arkeolojik malzeme varlığının 2017’de yüzey araştırmalarıyla keşfedildiğini söyledi.
Daha sonra bölgede, 2019-2023 yıllarında Bilecik Müzesi başkanlığında kurtarma kazıları yapıldığını anlatan Sarı, şöyle devam etti:
“Bu sene de BŞEÜ olarak Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle, 18 Mayıs-18 Temmuz arasında mağarada kazı çalışmaları yaptık. Çıkan eserler bize gösterdi ki, burası önemli bir kült ve ritüel alanı. Bu yıl bulduğumuz kaplumbağa heykelcikleriyle mağaranın ritüel bağlamı farklı bir boyuta taşındı.”
Sarı, heykelciklerin çoğunun amatörce şekillendirildiğini dile getirdi.
Bu sebeple heykelciklerin ritüel amaçlı yapıldığını tahmin ettiklerini belirten Sarı, şunları kaydetti:
“Hıdırellez’de insanlar adaklarını adarlar ve kağıtların üzerlerine dileklerini yazarlar. Ardından kapatırlar ve bir yere gömerler. Burada da aynı şekilde, yuvarlak halkalar oluşturan mimari bir düzenleme var. Bunların etrafında da toprağa saplanmış halde, çoğu yarım veya hızlıca şekillendirilmiş kireç taşından kaplumbağa heykelcikleri bulduk.”
Sarı, Epipaleolitik Dönem’de yaşayan insanların Gedikkaya Tepesi’ni kaplumbağaya benzetmiş olabileceklerini söyledi.
Bu sebeple bölgede bir “dağ kültü” oluştuğunu düşündüklerini ifade eden Sarı, şöyle konuştu:
“Belki de bu dönem için böyle bir kültten bahsetmek çok erken ama şunu biliyoruz, ele geçen küçük boyutlu heykelciklerin büyük bölümü ‘bilinçli olarak Gedikkaya Tepesi’nin formunda tasarlanmış’ izlenimi veriyor. Kaplumbağa sembolizmi gerek Yakın Doğu’dan bildiğimiz Natufian kültüründe gerekse çok daha önceki Üst Paleolitik Dönem kültüründe yaygın.”
Sarı, kaplumbağanın pek çok kültürde uzun yaşamı ve dayanıklılığı temsil ettiğini vurguladı.
Heykelciklerin bu nedenle de yapılmış olabileceğini aktaran Sarı, bulunan eserleri incelenmek ve restorasyonları yapılmak üzere Bilecik Müzesi ile BŞEÜ’ye teslim ettiklerini sözlerine ekledi.
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir
Daha sonraki yorumlarımda kullanılması için adım, e-posta adresim ve site adresim bu tarayıcıya kaydedilsin.
Δdocument.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() );